İNANÇ MI, ALIŞKANLIK MI?

İNANÇ MI, ALIŞKANLIK MI?


BATIL İNANÇ DEYİP GEÇMEYİN, HEPİMİZİN VAR...

Gün içerisinde kaç kere tahtaya vurdunuz hiç saydınız mı? 

Olaylar beklediğimiz gibi gitmediğinde bunu uğursuzluk olarak algılamayanımız, ya da üzerimizde nazar olduğunu düşünmeyenimiz var mıdır? Aklımızdan birini geçirirken o kişiyle karşılaşmak… Sadece bir rastlantı mı? Hayır, böyle düşünmek hiç heyecan verici değil.  
Aslında batıl inanç dediğimiz; korkularımızı ve çaresizliklerimizi hiçbir gerçeklik payı olmadan gidereceğine inandığımız şey, ilk çağlardan beri her toplumda görülen bir durum. Kabul edelim ki doğaüstü olaylar her zaman ilgimizi çekiyor. Nedenini bilmeden, kulaktan dolma duyduğumuz inanışları uygulamak bizi belki de psikolojik olarak rahatlıyor. 

Hadi itiraf edelim, hayat bazen “karma” sını üzerimize uyguladığında, batıl inançlarımıza sığınıyoruz. 
Yaşamın absürt düzeninin kamçılarına, iki üç “tık tık”la karşı koymayı seçiyoruz. Peki, ama neden? Gerçekten her şey bu kadar basit mi? Bizi batıl inançlara inanmaya iten sebeplerin biraz daha derinine inmeye ne dersiniz?

Uğurlu eşyalar?
Kıyafetimize, belki de çantamızın bir köşesine iliştirdiğimiz nazar boncukları, bir kesenin içerisinde duran “bizi koruduğumuza inandığımız” taşlar, uğurlu saydığımız asla yanımızda ayırmadığımız eşyalar…

Yaşamımızın bir döneminde, hayatın inişli çıkışlı seyrine karşı hepimiz bu küçük materyallere güvenimizi teslim etmişizdir. Aslında bakarsınız eşyalar değil de, bu eşyaları kimden aldığımız ya da bize kimden kaldığı esas noktayı oluşturuyor. Gerçekten değer verdiğimiz birinden aldığımız bir eşyayı, uğurlu olduğunu düşünmemize sebep, aslında bu karmaşanın içerisinde yalnızlık hissimizden biraz olsun kurtulma isteğimiz. Somut anlamda yanımızda olmasalar da, onlara ait eşyalarla kendimizi daha güvende hissediyoruz…

Gerçek mi, alışkanlık mı? 
Sadece somut anlamda değil, düşünsel olarak da kendimize “uğursuz” olarak atfettiğimiz birçok şey var.  Kara kedi görünce saçımızı çekmek, 3 harfli diyerek gerçek ismini söylemekten kaçınmamız... Kendimizi bu şekilde sınırlayarak hayatın bilinmez yönlerine karşı bizde kendi elimizdekilerle savaşmaya giriyoruz. Bunu bir ritüel haline getirmesek de ciddi bir alışkanlığa dönüştüğü noktalar da olmuyor değil. Hatta çoğu zaman, takıntılarımızın alt yapısını da oluşturan bunların ta kendisi…

Kötü bir şey duyduğumuzda 3 kere kulak mememizi çekerek onu kendimizden uzak tuttuğuna inanan çok insan rastlarız. İşte kendimizi savunma yöntemimiz aslında tehlikeli ve uğursuz olduğuna inandıklarımızın gerçekten öyle olup olmadıklarına dair güzel bir gösterge eğer düşünürsek…

Peki ya sonuç odaklı batıl inançlarımıza ne demeli? 
“Bir şeyi kırık kere söylersen olur” cümlesini duymayanımız yoktur. Ya da gidenin arkasından su dökerek tez zamanda geleceğine kendimizi inandırmamız. Birbirimizin elinden kesici alet almamaya özen göstererek, çıkması muhtemel bir kavgaya engel olacağımızı düşünmemiz… En basiti, sevdiğimiz takımın formasına giyerek ona destek vereceğimizi hatta içten içe kazanacağına inanmamız. Hatta evde maç izlerken kendimize has totemler yapmamız. O totem bozuldu mu, yandık! Kötü sonuca işaret…

Varoluşumuz, bulunduğumuz nokta bize belli sorumluluklar yüklüyor. Hal böyleyken kontrol etme güdümüz, kendini her alanda gösteriyor. Hayat her adımda omzumuza yük koyarken; kaderci davranmak, başımıza gelecekleri oturup beklemekle eş değer gibi gözükebilir. Modern çağın getirileri, yaşamda beklentilerimizi değiştirirken, hayatı rasyonel olmayan yöntemlerle kontrol etme isteğimiz aslında çelişkimizin çok net göstergelerinden de biri. Ama gene de böyle düşünmek yerine, bazen eylemlerin, kelimelerin tesellisine kendimizi bırakmak daha zahmetsiz ve rahatlatıcı gözüküyor.

Aslında bu kadar ile sınırlamak ciddi anlamda haksızlık olur. Çoğu zaman cesarete ihtiyacımızın olduğu anlarda elimizdeki o küçücük umut, bize o kendinden emin adımı attıran!
En çok sevdiğimiz şey ise sanırım, manevi anlamda güçlü bir bağa sahip olduğumuza inandıran şeyler. Dijital saatin rakamlarını aynı görmek yüreğimizi hoplatırken, mesaj göndermeye hazırlandığımız kişinin tam o anda bize mesaj atması aramızda başka bir bağ olduğunun en somut göstergesi çoğu zaman… Böyle düşünmenin nesi kötü?

Her şeyin bir sebebi vardır. Evet, bu en umut verici cümlemiz. Kimimiz de uğursuzluğu asla kabul etmez.  Bir şey olmuyorsa, bir sebebi vardır. Şimdi bir bakalım: İş görüşmesine gitmek üzere yola çıktınız fakat o beklenen otobüs siz yürürken kaçtı gitti. Günün ilerleyen saatlerinde ise başka güzel gelişmeler yaşadınız. Ve bunu belki de “o iş görüşmesi benim için hayırlı değildi, iyi oldu böyle” diye düşündüğünüz zamanlar çok olmuştur. Olayların bizim için önceden kurgulandığını, bizim de o sahnedeki oyuncu olduğumuzu düşünmek bize daha tatmin edici gelir. Çünkü bu bilinmezliğin ve kaosun içinde bazen kendimizi kaderin kollarına bırakmak tek çözüm yoludur.

Gelin en ilginç batıl inançlara bir göz atalım ne dersiniz?

-İnanca göre; sağ avuç kaşınırsa para gelir, sol avuç kaşınırsa elden para çıkar.
-Merdivenin altından geçmek uğursuzluk olarak kabul edilir.
-Biri doğum yaptığında eve ağır bir şey alınır ya da evde ağır bir şey kaldırılırsa doğum yapan kadının sütünün kesileceğine inanılır.
-Türk denizciliğinde felaket yaşamış bir geminin adı başka bir gemiye verilmez. 
-Cadıdan korunmak için mavi boncuk taşır. Mavi boncuk Meryem Ana’yı simgeler.
-Birine süpürgeyle varmak onu tembelleştirir.
-Evde kırılan bir aynanın getireceği uğursuzluğun 7 yıl süreceğine inanılır.
-Evde şemsiye açmanın kötü şans getireceğine inanılır.
-Kulağınız çınlıyorsa ya da yanıyorsa biri sizi anıyor demektir. Sağ kulanız yanıyorsa iyi şekilde, sol kulak yanıyorsa kötü şekilde...
-Birinin bardakta yarım kalmış suyuna, su ekleyip içmek kötü kader getirir.
-Kahve falı kapatırken dışarıya doğru çevirmek, falınıza diğer insanların da dahil olacağı anlamına gelir.
-Fırtınalı havada saç kesmenin, iyi şans getireceğine inanılır.
-Ortada hiçbir sebep yokken köpeğin uluması yakın olduğu evde birinin hastalanacağına ya da ölümüne işaret olarak kabul edilir.

Peki ya sizin batıl inançlarınız neler? Hiç düşündünüz mü?


Astrolog ZEYNEP TURAN

Sayfa görüntülenme : 12344
62%
12%
10%
7%
6%
1%


YORUM YAP

Yorumlar

Esvet Özer - 23-11-2016 09:26:36
Merhaba..bende ekleyeyim bir şeyler mesela bekarken bayan yada erkek bir şey ictiklerinde bardağı yarım birakiyorsa o kişinin dul kalacagina inanılır..konuşamayan yada konuşmakta zorluk çeken çocuğu 3 hafta cuma günü esikten 3 kere geçirilir..gece ev supurulmez gece tırnak kesilmez çünkü fakirlik getireceğine inanılır..

Popüler kelimeler


Zeynep Turan

Hakkında
Zeynep Turan

Astroloji bir yol haritasıdır.
Hayatınızla ilgili keskin bir viraj aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Peki, o zaman size bir soru; İçinde bulunduğunuz dönemin hayatınızdaki en zor dönem olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?
Astroloji bunları yıl yıl cevaplıyor! Zeynep Turan; doğum haritanızda yani horoscope haritanızda, size özel olayları anlatırken, olayları nasıl yöneteceğinize dair danışmanlık da veriyor...
Siz doğum bilgilerinizi veriyorsunuz, Zeynep Turan doğum anınızdaki gezegen konumlarından hayatınızda neyin öne çıktığını anlatıyor. 

Zeynep Turan'a Sor

Ayrıntılı Yorum

Videolar
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR

BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR
BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR

En Çok Okunanlar
BEN MARS!
BEN MARS!