AYASOFYA SEMALARINDAN İSTANBUL'A SESLENİŞ

Ayasofya Semalarından İstanbul’a Sesleniş!

Dünya mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biri olan ve halen günümüzde kavramsal olarak önemi büyük bir mirastan bahsetmek istiyorum.

Ayasofya!

Mimarisi, ihtişamı ve işlevliği açısından dünya sanatında önemli bir yeri olmasının dışında varlığı açısından da bu topraklarda oldukça kıymetlidir. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olarak bilinir. Farklı nedenlerden dolayı aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında “Büyük Kilise” olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya “Kutsal Bilgelik” olarak tanımlanmıştır. Ayasofya, Roma İmparatorluğu boyunca taç giyme törenleri açısından önemli bir mekân olmuştur. 

Günümüz Ayasofya’sı İmparator Justinianos (527-565) tarafından dönemin iki önemli mimarı tarafından yapılmıştır. O dönem kilise olarak kullanılan Ayasofya 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Kaynaklarda, Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içine girip, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdığı geçer.

IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul Latinler tarafından (1204- 1261) işgal edilmiş, bu dönemde gerek kent gerekse Ayasofya yağmalanmıştır. Doğu Roma kenti tekrar ele geçirildiğinde, Ayasofya’nın oldukça harap durumda olduğu kayıtlarda belirtilir.  Neptün balık döngüsünde başlayan 57 yıllık süreç Neptün Aslan sürecine kadar devam etmiş.

Ayasofya Kubbesinde Minare Yükseliyor!

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in 1453’te İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilmiştir. (Neptün Terazi döngüsü) Fetihten hemen sonra yapı güçlendirilmesi için desteklenmiştir. Dönemi itibariyle en iyi korunan kültürel miras olarak da bilinir.  Osmanlı Dönemi ilaveleri ile birlikte cami olarak varlığını sürdürmüştür. Mimar Sinan tarafından yapılan minareler depremden korunması için payanda işlevi ile de desteklenir.  

Ayasofya’nın kuzey cephesinde Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılan bir medrese vardır. Medrese özellikle şehzadelerin eğitimi için kullanılmıştır. Sultan Abdülaziz döneminde Ayasofya çevresi düzenlenirken medrese yıktırılmış ve Neptün Koç döngüsünde 1873- 1874 yılları arasında ise yeniden yaptırılmıştır. 1936 yılında yıkılmış Neptün Başak döngüsünde olan medresenin kalıntıları 1982 Neptün Yay döngüsünde yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılmıştır.
Osmanlı Dönemi’nde, 16. ve 17. yüzyıllarda, Ayasofya’nın iç mekanına mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklenmiştir.  Mihrabın iki yanında bulunan bronz kandiller, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Budin Seferi (Neptün Balık döngüsünde) (1526) dönüşünde camiye hediye edilmiştir.

Ayasofya’da, Sultan Abdülmecid Dönemi’nde 1847-1849 (Neptün Kova döngüsü) arasında, İsviçreli Fossati kardeşlere kapsamlı bir onarım yaptırılmıştır. Bu onarım çalışmaları sırasında, sütunlar üzerinde yükselen, etrafı ahşap yaldızlı korkuluklarla çevrili Hünkâr Mahfili yapılmıştır. Aynı dönemde Hattat Kadıasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılan 7,5 m çapındaki 8 adet hat levhası ana mekân duvarı olarak adlandırılan yere konumlandırılmıştır. İslam aleminin en büyük levhaları olarak kabul edilir. Üzerinde; “Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yazılıdır. Aynı hattat stilinde kubbenin ortasında Nur Suresi’nin 35. ayeti yazılıdır.

Cumhuriyet Döneminde Ayasofya

Ayasofya Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilmiş ve 1 Şubat 1935’de (Neptün Başak döngüsünde) müze olarak misafirlere ziyaret için açılmıştır. 1936 tarihli tapu senedine göre, Ayasofya “57 pafta, 57 ada, 7. parselde Fatih Sultan Mehmed Vakfı adına Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseden oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi” adına tapuludur. Ancak 2013 (Neptün Balık döngüsü) yılında dönemin MHP Milletvekillin başlattığı bir tartışma ile Müze yerine Camii olarak kullanılması konusunda kanun teklifi verdi. Dönem dönem bu konunun gündeme gelmesi farklı tartışmalara da neden olmaya devam ediyor.

Gök kubbe diyor ki; devran dönüyor!

Bundan yaklaşık 400 yıl önce İstanbul Fetih’in önemli unsurlarından olan Ayasofya bir halkın boynunda takılı mücevher gibidir. Tarihin hiçbir sürecinde hiçbir insan dininden, dilinden ve mezhebinden vazgeçirilmemiştir. Ancak zafer Osmanlı İmparatorluğu ve toprakları adına büyük önem arz eder. Şehrin en büyük dini temsillerinden olan bir binanın içinde kılınan namaz ise sadece dini ya da İslami temsilin dışında bir gücü ya da hakimiyeti göstermediğini de vurgulamıştır.

Aslında tüm bu tarihi izler, bir dönemin bittiğini bir dönemin ise başlangıcını ifade ediyor. Temsil olarak mimari gücü kadar kutsal varlığı ile Ayasofya İstanbul haklının her dönem kalbini ve dualarını ifade etmeye devam ediyor. Önemli tarihi süreçlere tanık olan bu bina 1932 (Uranüs Koç döngüsünde) yılında Kadir gecesine denk gelen bir günde Atatürk tarafından kamet ve Türkçe Kuran okutulmuştur. İlk defa Türkçe Kuran’ın okutulduğu Ayasofya’da aynı zamanda ilk Türkçe tekbir ‘de yapılmıştır. Dönemin gazeteleri 50 bin’e yakın kadın, erkek ve çocukların Ayasofya çevresinde o gece Türkçe Kuran dinlediklerini ve dua ettiklerini yazar. 1991’de ibadete açılan Ayasofya Müzesi Hünkâr Kasrı’nda öğle ve ikindi namazları kılınırken, ilk Cuma namazı da kalabalık bir cemaatle Satürn dinleri ve hakları temsil eden Yay burcunda hareket ederken 2016 yılında kılınmıştır. Tabi Neptün Balık Uranüs ise müze olduğu günlerdeki gibi yine Koç burcu döngüsüne denk gelmiştir.

Türkiye siyasi ve kültür tarihinde önemli bir rolü olan Ayasofya, nisan ayında başka bir perspektife yönünü çevirebilir. Gök kubbe herkesin tanıklık edeceği, tüm dünyanın gözü önünde 1932 yılında gerçekleşen ilklerin başka bir versiyonunu gösterebilir. Ayasofya kendi görkeminin içinde tüm dünyada başka bir mesajla yeniden sahnede yerini alabilir. 24 Nisan 2017 gecesi belki de gökyüzü bize asıl vermek istediği mesajı bu vesile iletecektir. Nisan yağmuru gibi yüreklere de düşüncelere de temas edecek imalar Türkiye’nin her yerinde yankı oluşturabilir. Bunu göklerin akışı sağlarken başka nedenlerle yönlendirilirse gök kubbenin ikinci olasılığı da gündeme gelebilir.  Uranüs-Koç burcu döngüsünden geçerken kaderi değişen Ayasofya’nın 2018 yılının mayıs ayına kadar geleceği ile ilgili kapılarını 85 yıl sonra tekrar aralayabilir.

Zeynep Turan

Yazının Tüm Hakkı Saklıdır.

24.03.2017

 

 

Sayfa görüntülenme : 12927
83%
7%
4%
1%
1%
1%


YORUM YAP

Yorumlar

Esvet Özer - 29-03-2017 09:06:33
Bi çok güzel haber..

Tüm Sayılar


Zeynep Turan

Hakkında
Zeynep Turan

Astroloji bir yol haritasıdır.
Hayatınızla ilgili keskin bir viraj aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Peki, o zaman size bir soru; İçinde bulunduğunuz dönemin hayatınızdaki en zor dönem olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?
Astroloji bunları yıl yıl cevaplıyor! Zeynep Turan; doğum haritanızda yani horoscope haritanızda, size özel olayları anlatırken, olayları nasıl yöneteceğinize dair danışmanlık da veriyor...
Siz doğum bilgilerinizi veriyorsunuz, Zeynep Turan doğum anınızdaki gezegen konumlarından hayatınızda neyin öne çıktığını anlatıyor. 

Zeynep Turan'a Sor

Ayrıntılı Yorum

Videolar
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR

BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR
BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR

En Çok Okunanlar
BEN MARS!
BEN MARS!