31 Temmuz Kova'da Dolunay

Evrensel olarak bir değişimden mi geçiyoruz yoksa planlanan sahneleri mi yaşıyoruz dersiniz? 

Bunun cevabını bize aslında 2 Temmuzda Oğlak burcunda gerçekleşen Dolunay bazı bulgularla vermişti.  Bize temmuz ayının sorgulayıcı düşündürücü olacağını hissettireceğini aba altında vurgulamıştı. 

Şimdi gökyüzü daha derin bilgilerle bizi yoğurmayı hedefliyor. Durağan olan hiçbir konuya müsaade etmiyor. Temmuz ayı yavaş yavaş biterken aslında bu ayın dikkate alınması gerektiğini bize bir çırpıda öğretmeyi hedefliyor.   Aynı zamanda Ağustos ayının da ilk izlenimlerini bizlere göstermek için elinden geleni yapmayı planlıyor. Hayat bin bir öğretiye açılırken gökyüzü her gün farklı bir yolu ve bilinmezi aralıyor. Hal böyle olunca bazı Dolunaylar daha rasyonel oluyor. Dolunay ortaya çıkmadan 2 gün önce hissedilmeye başlar, görüldükten 4 gün sonra da devam eder. Bu Dolunayın en önemli etkisi yazının başında da belirtiğim gibi bu ay içinde yaşanacak 2. Dolunay olması. Dolayısıyla bir ayın içinde iki Dolunay yaşanması demek o ayın kendine özgü bir ruhu olduğu anlamı taşımaktadır. Hatta size kendi ruhuna göre bir ismi bile olduğunu söyleyebilirim;  Mavi Ay ( Blue Moon).  Yakın tarihte tam olarak bu yaşandı. Hafızanızı biraz zorlarsanız Dolunay’ın etkisiyle 2 Ağustos ile 31 Ağustos 2012 arasında yaşadıklarınızı hatırlarsınız.  Aklınıza ilk gelen ise değişim döngüsüne girdiğiniz ve adeta iki istasyon arasında beklediğiniz bir süreç olur. Ne olacağını, nasıl olacağını bildiğiniz halde bazı durumlara bazı duyguları konduramadığınızı anımsıyor olabilirsiniz. Geçmiş günlerde yaşadığımız Dolunayların Aslan- Kova aksına gelmiş olmasıyla yine zorlayıcı ama yüzleştirici gündemleri konuşmuş olduğumuzu hatırlarsınız.  Ateş gruplarının baskın olduğu bu Dolunayın ruhunda, hırs ve intikam duyguları tetiklenirken bir yanda da birlik beraberlik konuşmalarına çok daha farklı bir perspektiften bakmamız sağlanacak. Evrensel etkisini dünya daha keskin ve soğukkanlı bir şekilde gözlemlerken, ülkemiz ise 5. evinde hareket eden ve yaklaşık 2,5 yıldır gençlerimize ve çocuklarımıza yenilikçi her türlü fikri zorlayan Satürn Retro’sunun etkisini biraz olsun daha az hissedilecek.  Bu durumda da mavinin derinliği bize; mantık ile sağduyunun küçük hesaplarla eş zamanlı hareket edemeyeceğini bir kez daha öğretecek. Ay’ı gökyüzünde sadece tek bir birey gibi ele alırsak onun ailesini yok saymış oluruz. Diğer aile bireylerinin de ruh hallerini takip etmenin faydalı olacağını belirtmek isterim. Gökyüzünün en hantal ve şu aralar dünya gündeminde varlığını tekrar ispat eden, dönüştürmeyi hedefleyen ve 2012’den bu yana gelenekçi ve yok edici gücünü ortaya sert bir şekilde koyan Plüton, şans ve bolluğu temsil eden Jüpiter’i biraz olsun kısıtlayacak. Yani bu Dolunayda kendi şansımızı kendimiz yaratacağız! 

Dolunayın ruhunu havanın sabiti Kova burcu temsil edecek…

Bu da bilginin, eğitimin, eğitim sisteminin, sınavların, sınav süreçlerinin gündeme geleceği anlamını taşıyor. Aynı zamanda karşılaşacağımız kısıtlanmalar, yasaklar, kurallar ve değişen dengeler bizi bir kez daha düşündürecek. Yanlışı, yanlış ile kapatmak isteyen insanları daha çok konuşacağız bu dönemde. Bunların yanı sıra gökyüzünün hızlı çocuğu Merkür ile iletişim kuracak olması iletişimin, teknolojinin, sosyal ağ paylaşımlarının akıcı olacağını, sadece teknolojinin değil; bilimin, uzayın, yeni buluşların konuşulacağını vurguluyor. Günlük hayatımızda ise aslında huzursuzluklarımızın geçmişteki olaylara dayalı olduğunu ve bunun yakın geçmiş ile daha çok bağlantısı olabileceğini gösterecek bizlere.  Yine bu süreçte yılgın hafızamızın berraklığını fark edeceğiz.  Bu etki ayrıca dünyadaki ve ülkemizdeki gelenekçi siyasetçilerin genelde devlet meselelerinde düzenli olarak geçmişe atıfta bulunduklarını görmemize sağlayacak. Vizyon ve analitik zekâya sahip olanların ise bu döngüde isimleri cilalanacak.  Dolunayların genelde kışkırtıcı bir ruh hali olduğu yazılır. Ben ise size Dolunayın dönüştürücü ve göz alıcı renginden bahsetmek istedim. Gökyüzünün asi ve duyarlı göstergelerini anlatmaya çalıştım. Bu dolunaya eşlik eden yaklaşık 7 tane Retro var. Aslında değişimin tam ortasında olduğumuzu işaret ettiğini de belirtmeden edemeyeceğim. Bu döngüde neyi, ne ile kıyasladığınızı bir kez daha düşünün. 

İnsan olmanın ağır bedelleri olduğunu unutmayın…

Bir daha ki Mavi Ay (Blue Moon)’a kadar tüm iç gücünüzü, hedeflerinizi belirlemek ve sağduyunun her zaman insan düzeninde kazanacağını ilke edinerek hareket etmenizi tavsiye ederim. Peki, öznesinden çok hareketi tetikleyen, evrensel duyarlılığı mantık çerçevesi içerisinde tutmaya çalışan Bluemoon bir daha ne zaman yaşanacak diye sorarsanız söyleyeyim; 2018’de… Bulemoon’da dilek dilemeyi, dua etmeyi unutmayın. Eğer “bunları yaptım ama olacak mı?” diye bir hisse kapılırsanız demek ki istediğiniz veya dilediğiniz şeyleri güçlü bir şekilde hissetmiyor ve istemiyorsunuz demektir. Bu yüzden size tavsiyem içinizden geçenleri dilemeden önce neyi isteyip, neyi istemediğinizi iki defa daha düşünmeniz yönünde olacaktır. Kalbiniz, inanç ve duygularınızı ritimlere dönüştüren bir aracıdır. Bu ritimler vücudunuzla sınırlı kalmaz; tüm eşinizle, dostunuzla, çevrenizle ve sizi kuşatan her şeyle iletişime geçer. Kalbiniz, bütün inançlarınızı, geleceğe yönelik düşlerinizi, duygularınızı ve isteklerinizi ritimlerin diline çevirir ve bu ritimleri kâinata yayar. Bu yüzden siz ne dilerseniz dileyin; bunu mantık ve zihin seviyesinden bir adım öteye götürerek ‘Kalp’ seviyesine taşımaya çalışın.Gerçekten içinizden geçenlere, kalbinizde barındırdıklarınıza karar verdiniz mi? Benim önerilerimi merak ediyorsanız 19 gün boyunca uygulamanız halinde ruhsal adaptasyonunuzu iyileştirebileceğiniz maddeleri şöyle sıralamak isterim;

Hepimiz yolda yürürken tuhaf ama bir o kadar da yüzümüzde tebessüm oluşturabilecek şeylerle karşılaşırız. Eğer bu döngüde yolda yürürken bir kuş tüyü bulursanız onu alın ve evinize götürün. İstediğiniz bir yerde muhafaza edin. Güzel anılarınızı size hatırlatacaktır.

Bu döngüde hemen hemen hepimiz kendimizi bir deniz kıyısına atmak isteyeceğiz. Size de denizle buluşacağınız bu günde kıyıdan taş toplamanızı öneririm. 

Yardımlaşmalar bizi her zaman mutlu hissettirir. İçinizin sıkıldığını hissettiğiniz bir günde çevrenizde tanıdık, tanımadık herkese yardımda bulunmayı denemelisiniz.

Gökyüzü bazen bulutlarla kapanmış olsa bile hep aynı yerindedir. Ona ulaşmak için bazen çaba harcamak gerekir. Siz de bugünlerde kendi huzurunuzu sağlamak için ruhunuzla ve insanlarla barışı sağlamalısınız! Kendinizi sevin, böylelikle dünyayı da sevmiş olursunuz…

Bir hayale ulaşmak için bazen gerekli olan bir adım atmaktır. Zorluklardan korkmayın, her zaman vardırlar ve olacaktırlar. Bu yüzden amaçlarınız doğrultusunda kendinize yeni yol haritası çıkartın!

Bazı yaşadıklarımız zaman zaman bizi oldukça zorlar. Sinirlerinizin yıpranmaya başladığını hissettiğiniz anda içinizden şunu geçirin; “Bugün canımı hiçbir şey yakmayacak; ben buna izin vermeyeceğim.”

En mutlusu olmak istiyorsanız tüm canlılar için mutluluk kaynağı olmalısınız! Bu aralar insanların yüzünde gülücükler açtırmanıza engel olacak şey ne olabilir ki?

Kalabalıklar, gürültüler bizi yormuyor mu dersiniz? Biliyoruz ki bazı zamanlar da başınızı alıp gitmek istiyorsunuz. Size önerim bu gibi durumlarda kendinize yarım saat izin verin. Unutmayın ki; bu yarım saat ruhunuzu dinlendirmenize yetecektir.

Sevebilme yeteneği dünya üzerindeki en önemli yetenektir. Sinirlenmeden önce sevdiklerinizi düşünün, onların gücü sizi huzursuz eden insanları hayatınızdan uzaklaştırmanıza yardımcı olacaktır.

Bildiğiniz gibi bu dünya bize ait değil. Biz bu dünyada misafiriz. Bizden sonra çocuklarımıza miras bırakacağız bu toprakları. Bu yüzden size tavsiyem bu döngüde denize, toprağa çöp atmamanız yönünde olacak. Unutmayın ki toprak ve su bizlerden daha hassastır her zaman.

Genelde geçmişimizi “altın çağ” ya da “altın günler” olarak adlandırırız. Bu bir hatadır. Hayatımızda yaşanan her an tam olarak altın çağdır. Geçmişinizi değil, geleceğinize odaklanın!

Bazen karamsar düşüncülere kapılırız her birimiz. Sevmek isteriz, sevilmek isteriz. Bunu elde etmek için yapmamız gereken şey nedir diye sordunuz mu hiç? Ben söyleyeyim yapmamız gereken şey gülümsemek, bol bol kahkaha atmak ve hayattan keyif almasını bilmek. İşte o zaman sevginin kapıları sonuna kadar size açılmış olacaktır!

Yolda yürürken, otobüs beklerken veya arabayla bir yere giderken yardıma ihtiyaç duyan insanları gördüğünüz zamanlar olabilir. Bu döngüde o insanlarla yardımlaşmanıza engel ne olabilir? Önemli olan iyiliğin büyüklüğü değil içten gelmiş olmasıdır.

Hayat çok kısa... Bunu gözyaşları, kavgalar ve küfürlerle çarçur etmemeniz gerektiğini çok iyi biliyorsunuzdur. Bu yüzden kendinizi ne iyi hissettirecekse onu yapmayı tercih edin! 

Bazen sevdiğiniz insanlar sizi yanlış anlayabilirler. Çok yorgun olduğunuz bir zamanda yanlış kelimeler tercih etmiş olabilirsiniz. Onlarla çatışmak yerine ılımlı olmayı seçerseniz meseleleri büyümeden çözebilirsiniz.

Hemen hemen her gün ruhumuzun sıkıldığı anlar olabilir. Böyle durumlarda yapabileceğiniz en güzel şey kalbinizden geçen bir şarkıyı fısıldamak olacaktır.

Herkes her şeyi başarır diye bir kural yok bildiğiniz üzere… İstediklerinizi gerçekleştirmek için kendinizi suçlamayı bir kenara bırakıp ümitlerinize sıkı sıkıya sarılmanızı öneririm.

İnsanların size karşı sergilediği tavırlar bazen düşmanca gelebilir ve sizi öfkelendirebilir. Bunu düşünüp kendinizi yıpratmak yerine herkesin hak ettiği düzeni bulduğunu düşünün. Böylelikle size zarar verebilecek her şeyden arınabilmiş olursunuz.

Bu döngüde fazla hassas hissedebilirsiniz kendinizi. Uykusuz kalmak, aç kalmak bile öfkelenmenize veya moralinizin düşmesine sebep olabilir. Her şeyin olumsuz gittiğini düşünebilir, hayatın yüzünü sizden öteye çevirdiğini söyleyebilirsiniz. Bu süreçte unutmamalısınız ki hayatı kendi yönünüze doğru çevirecek olan kişi sizsiniz. Sizi kıskanabilirler, size zarar vermek isteyebilirler, siz sınırlarınızı çektiğiniz sürece insanlar size yaklaşmadan önce bir durup düşüneceklerdir ve unutmayın ki sınırlar o tarz insanları umursamamakla başlar…

Hatırlatırım ki; eğer dünyayı değiştirmek istiyorsanız önce kendinizi değiştirmeye başlamalısınız!

Sevgilerimle,

Astrolog

Zeynep Turan

Yazının tüm hakkı saklıdır.

22.07.2015

2 Temmuz'da canımızı yakan, Oğlak burcunda gerçekleşen Dolunay yazısını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz...

 

Sayfa görüntülenme : 76119
0%
0%
0%
0%
0%
0%


YORUM YAP

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış ilk yorumu sen yap!

Tüm Sayılar


Zeynep Turan

Hakkında
Zeynep Turan

Astroloji bir yol haritasıdır.
Hayatınızla ilgili keskin bir viraj aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Peki, o zaman size bir soru; İçinde bulunduğunuz dönemin hayatınızdaki en zor dönem olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?
Astroloji bunları yıl yıl cevaplıyor! Zeynep Turan; doğum haritanızda yani horoscope haritanızda, size özel olayları anlatırken, olayları nasıl yöneteceğinize dair danışmanlık da veriyor...
Siz doğum bilgilerinizi veriyorsunuz, Zeynep Turan doğum anınızdaki gezegen konumlarından hayatınızda neyin öne çıktığını anlatıyor. 

Zeynep Turan'a Sor

Ayrıntılı Yorum

Videolar
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR
KALBİNE GÜVEN AŞK HALA VAR

BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR
BÜYÜK HESAPLAŞMA BAŞLIYOR

En Çok Okunanlar
BEN MARS!
BEN MARS!